Türkiye’de 1985 tarihinden itibaren uygulanılmaya başlanılan 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu, Alman KDV Kanunundan esinlenilerek hazırlanmıştır.

Türk vergi sisteminde, Katma Değer Vergisi bir mal veya hizmetin üretimi veya ithalinden nihai tüketicisine intikaline kadar geçen her safhayı kapsayan ve her safhada yaratılan katma değeri vergilendirmeyi amaçlayan bir vergidir. Bu işleyiş, her safhada hesaplanan vergiden alım ve giderler için ödenen KDV’nin indirilmesiyle sağlanmaktadır.

Türkiye’deki KDV sisteminde genel kural ödenen KDV’lerin (indirilecek KDV) tahsil edilen KDV’lerden ( hesaplanan KDV) indirilerek aradaki farka göre vergi ödenir veya ödenmez. Şöyle ki, eğer tahsil edilen KDV ödenen KDV’den fazla ise aradaki fark vergi dairesine yatırılır, eğer ödenen KDV tahsil edilen KDV’den fazla ise aradaki fark, yani fazla ödenen KDV gelecek aylarda indirilmek üzere devir ettirilir. Bu genel bir kuraldır. Bu kuralın istisnaları da mevcuttur ve duruma göre fazla ödenen KDV’ler iade de alınabilir.

Verginin Konusu

KDV Kanunu’nun 1’inci maddesinde “Türkiye’de yapılan aşağıdaki işlemler Katma Değer Vergisi’ne tabidir” ifadesi yer almakta ve verginin konusuna giren işlemler sayılmaktadır.

Madde metninden anlaşılacağı üzere bir işlemin katma değer vergisine tabi olması için 2 temel şart bulunmaktadır, Bunlar;

1-      İşlemlerin Türkiye’de yapılması:

İşlemlerin Türkiye’de yapılmasının ne anlama geldiğini KDV Kanunu 6’ncı maddesinde açıklanmıştır. Buna göre işlemlerin Türkiye’de yapılması;

a) Malların teslim anında Türkiye’de bulunmasını,

b)  Hizmetin Türkiye’de yapılmasını veya hizmetten Türkiye’de faydalanılmasını ifade eder.

Yine Kanunun 7’nci maddesine göre Türkiye ile yabancı ülkeler arasında yapılan taşımacılık ile transit taşıma işlerinde sadece hizmetin iç parkura isabet eden kısmı Türkiye’de yapılmış sayılacaktır.

2-      İşlemlerin 1’inci maddede sayılan mal teslimleri ve hizmet ifaları olması:

Kanunun 1. maddesinde verginin konusunu teşkil eden işlemler üç ana başlık altında tek tek sayılmıştır. Bir işlemin katma değer vergisine tabi olması için bu maddede sayılmış olması gerekmektedir.

Ayrıca 1’inci maddenin 3’üncü fıkrasındaki hükme göre, söz konusu işlemleri kim yaparsa yapsın (işlemin Türkiye’de yapılması şartıyla) dar mükellef, tam mükellef, özel, resmi ayrımı yapılmaksızın vergilendirilecektir.

Verginin Konusunu Teşkil Eden İşlemeler

Kanunun 1’inci maddesine göre, Türkiye’de yapılan aşağıdaki işlemler katma değer vergisine tabidir:

1. Ticarî, sınaî, ziraî faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetler,

2. Her türlü mal ve hizmet ithalatı,

3. Diğer faaliyetlerden doğan teslim ve hizmetler:

a) Posta, telefon, telgraf, teleks ve bunlara benzer hizmetler ile radyo ve televizyon hizmetleri,

b) Her türlü şans ve talih oyunlarının tertiplenmesi ve oynanması,

c) Profesyonel sanatçıların yer aldığı gösteriler ve konserler ile profesyonel sporcuların katıldığı sportif faaliyetler, maçlar, yarışlar ve yarışmalar tertiplenmesi, gösterilmesi,

d) Müzayede mahallerinde ve gümrük depolarında yapılan satışlar ile 10/2/2005 tarihli ve 5300 sayılı Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanununa göre düzenlenen ürün senetlerinin, senedin temsil ettiği ürünü depodan çekecek olanlara teslimi

e) Boru hattı ile ham petrol, gaz ve bunların ürünlerinin taşınmaları,

f) Gelir Vergisi Kanununun 70’inci maddesinde belirtilen mal ve hakların kiralanması işlemleri,

g) Genel ve katma bütçeli idarelere, il özel idarelerine, belediyeler ve köyler ile bunların teşkil ettikleri birliklere, üniversitelere, dernek ve vakıflara, her türlü mesleki kuruluşlara ait veya tabi olan veyahut bunlar tarafından kurulan veya işletilen müesseseler ile döner sermayeli kuruluşların veya bunlara ait veya tabi diğer müesseselerin ticarî, sınaî, ziraî ve mesleki nitelikteki teslim ve hizmetleri,

h) Rekabet eşitsizliğini gidermek maksadıyla isteğe bağlı mükellefiyetler suretiyle vergilendirilecek teslim ve hizmetler.

Verginin Mükellefi

Türkiye’de verginin mükellefi kişiler veya kurumlar olabilir. Malı alan veya hizmetten yararlanan kişi veya kurum verginin gerçek mükellefidir. Diğer Avrupa ülkelerinde olduğu gibi Türkiye’de KDV eşiği yoktur, genel olarak ( istisnai durumlar hariç) ticaretle uğraşan bütün mükellefler KDV mükellefiyeti tesis ettirmek zorundadır.

KDV’nin mükellefi kanunun 8’inci maddesinde açıklanmıştır. Buna göre;

1. Katma Değer Vergisinin Mükellefi:

a)Mal teslimi ve hizmet ifası hallerinde bu işleri yapanlar,

b) İthalatta mal ve hizmet ithal edenler,

c) Transit taşımalarda gümrük veya geçiş işlemine muhatap olanlar,

d) PTT İşletme Genel Müdürlüğü ve radyo ve televizyon kurumları,

e) Her türlü şans ve talih oyunlarını tertip edenler,

g) 1 inci maddenin 3 üncü fıkrasının (c) bendine giren hallerde bunları tertipleyenler veya gösterenler,

h) Gelir Vergisi Kanununun 70 inci maddesinde belirtilen mal ve hakları kiraya verenler,

ı) İsteğe bağlı mükellefiyette talepte bulunanlardır.

2. Vergiye tabi bir işlem söz konusu olmadığı veya katma değer vergisini fatura veya benzeri vesikalarda göstermeye hakkı bulunmadığı halde; düzenlediği bu tür vesikalarda katma değer vergisi gösterenler, bu vergiyi ödemekle mükelleftirler. Bu husus kanuna göre borçlu oldukları vergi tutarından daha yüksek bir meblağı gösteren mükellefler için de geçerlidir. Bu gibi sebeplerle fazla ödenen vergiler, Maliye Bakanlığının belirleyeceği usul ve esaslara göre ilgililere iade edilir.

Vergi Sorumlusu

Vergi sorumlusu, verginin ödenmesi bakımından, alacaklı vergi dairesine karşı muhatap olan kişidir. KDV Kanunu’nda düzenlenen 9’uncu madde ile vergi güvenliğini sağlamak maksadıyla, mükellefin Türkiye içinde ikametgâhının, işyerinin, kanunî merkezi ve iş merkezinin bulunmaması hallerinde ve gerekli görülen diğer hallerde Maliye Bakanlığı, vergi alacağının emniyet altına alınması amacıyla, vergiye tabi işlemlere taraf olanları verginin ödenmesinden sorumlu tutabileceğini hüküm altına almıştır.

Bu maddenin vergiye dayanarak maliye bakanlığı pek çok sektörde değişik sorumluluk türleri ve oranları belirlemiştir. Belirlenen bu sektörde tam ve kısmı sorumlu sıfatı ile vergi tevkifatı yapılmakta ve tevkif edilen vergiler vergi dairesine yatırılmaktadır.

Tam Sorumluluk Uygulaması:

Tam sorumlulukta KDV’nin tamamı vergi sorumlusu (Alıcı) tarafından beyan edilerek vergi dairesine ödenir. Geliri elde eden KDV mükellefi değildir ve yapması gereken bir işlem yoktur. Alıcı satıcıya ödeme yaparken katma değer vergisi ödemez, Satıcıya ödenen tutar üzerinden hesapladığı KDV’nin tamamını 2 nolu beyanname ile beyan edip vergi dairesine öder ve 1 nolu beyannamesinde indirim konusu yapar.

Tam Sorumluluk kapsamındaki teslim ve hizmetler aşağıdaki gibidir;

1- Yurtdışından sağlanan hizmetler

2- GVK 18. madde kapsamındaki serbest meslek faaliyetleri

3- Kiralama işlemleri

4- Reklam verme işlemleri

Kısmi Sorumluluk Uygulaması:

Kısmi sorumluluk uygulamasında ise hesaplanan katma değer vergisinin yasal düzenlemeler ile belirlenen kısmı vergi sorumlusu (alıcı) tarafından satıcı firmaya ödenmemektedir. Satıcı firmaya ödenmeyen bu tutar Vergi Dairesine verilen 2 nolu beyanname ile vergi dairesine ödenir. 2 nolu beyanname ile beyan edip vergi dairesine ödenen tutar aynı dönemde 1 nolu beyanname ile indirim konusu yapılır.

Verginin ödenmesini güvenceye almak amacındaki bu uygulamada satıcı tarafından tahsil edilmeyen KDV iadeye konu olabilmektedir.

Kısmi tevkifat uygulaması pek çok sektörde mevcut olup, örnek olarak aşağıya bazıları alınmıştır.

–  İşgücü temin hizmetleri

– Yapım işleri ile bu işlerle birlikte ifa edilen mühendislik-mimarlık ve etüt-proje hizmetleri

– Temizlik, çevre ve bahçe bakım hizmetleri

– Yemek servis ve organizasyon hizmetleri

 

Diğer Ülkelerle Türk KDV Sistemi Arasında Bazı Belirgin Farklılıklar

Türkiye’de ticaret yapmak isteyen kişi veya kurumlar vergi dairesine mükellefiyet tesis ettirmek suretiyle vergi numarası almak ve vergi dairesine açılış yaptırmak zorundadırlar. Bu mükellefiyet kaydı sırasında da KDV mükellefiyeti de otomatik olarak tesis edilmekte, ayrıca KDV mükellefi olmak için başvurmak gerekmemektedir.

KDV vergilendirme dönemleri birer aylıktır. Her ay KDV beyannamesi verilmesi gerekmektedir. KDV beyannamesi bir önceki vergilendirme döneminin sonundan itibaren bir sonraki ayın 24’üncü günü verilmeli ve vergi tutarı aynı ayın 26’ncı günü ödenmelidir. KDV beyannamesi KDV’ye tabi herhangi bir mal veya hizmet teslimatı olmaması halinde bile her ay beyanname verilmelidir.

Türkiye’de KDV mükellefi olmak için örneğin İngiltere’de olduğu gibi kayıt eşiği bulunmamaktadır. Yukarıda da açıklandığı üzere, KDV kaydı bir işletmenin kurumlar ve gelir vergisi amacıyla kaydedildiği anda otomatik olarak vergi dairelerince yapılmaktadır.

Grup şirketleri varsa, grup içerisinde var olan her bir tüzel kişilik kendi adına ayrı ayrı KDV kaydı yaptırmak zorundadırlar. Yine grup içerisinde yapılacak mal ve hizmet teslimleri KDV’ye tabi olacaktır.

Türkiye’de KDV sistemi vergi kredi mekanizması gibi işlemektedir. Mevcut KDV sisteminde genel kural, ödenen KDV’nin ( İndirilecek KDV ) tahsil edilen KDV’den ( Hesaplanan KDV ) fazla olması halinde, fazla ödenen KDV iade edilmez. Fazla ödenen KDV devir ettirilmek suretiyle sonraki aylarda veya yıllarda tahsil edilen KDV’lerden indirim yapılabilir. Ancak bu durumun istisnaları mevcuttur. Örneğin, ihracat yapıldığında o mal veya hizmet için ödenmiş KDV’ler iade alınabilir.

Türkiye’de mükellefiyeti olmayan ancak Türkiye’den kendi ülkesine mal veya hizmet ithal dar mükellefler KDV mükellefiyeti kaydı yaptırmak zorunda değildirler. Böyle bir durumda Türkiye’den mal veya hizmeti aldığı kişi veya kurumlar karşı taraf adına KDV’yi tahsil edip vergi dairesine yatırmaktadırlar.

Türkiye’de KDV Oranları

Türkiye’de Bakanlar Kurulu KDV oranlarını %1 ile %40 arasında değiştirmeye yetkilidir. Ancak bugün için uygulanan KDV oranları sektörlere göre %1, %8 ve %18 olarak değişmektedir. Genel KDV oranının % 18 olduğu söylenebilir.

Mal teslimleri ile hizmet ifalarına uygulanacak katma değer vergisi oranları; 

a) Ekli listelerde yer alanlar hariç olmak üzere, vergiye tabi işlemler için,  % 18

Örneğin; Alkollü içecekler, Akaryakıt satışları, Beyaz eşya, Mobilya, Elektronik eşya

b) Ekli (I) sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için, % 1

Örneğin; Ekmek, Kuru üzüm, Kuru kayısı, Ceviz, Fındık, Buğday, Gazete ve Dergiler,

c) Ekli (II) sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için, % 8

Örneğin; Ayakkabı, Tekstil ürünleri, Çanta, Kitap, Sağlık hizmetleri, Sinema, Diş fırçası

Yabancı kuruluşlar:

Ticari, sanayi, tarım veya bağımsız mesleki faaliyetlerde bulunan bütün yabancı kuruluşların Türkiye’de vergi dairesine mükellefiyet kaydı yaptırmaları gerekir. Vergiye kayıtlı olmak Türkiye’de iş faaliyetine başlamanın sonucu olduğundan, herhangi bir ticari/işletme faaliyetine girmeden önce kayıt işleminin tamamlanması gerekir.

Türkiye vergi sisteminin mükellefiyet kaydı açtırmayı gerekli kılmayan bir durumun var olması halinde, KDV kaydı olmayan yabancı bir kuruluşun iş faaliyeti yürütmesi de mümkündür. Yabancı kuruluşların vergi kaydı bulunmuyorsa Türkiye’deki mal veya hizmet alıcısı yabancı kuruluş adına (tam sorumluluk kapsamında) KDV’yi hesaplamakla yükümlüdür.

KDV Kanunu’nda son yapılan düzenlemelerle yabancıların veya yurt dışında yaşayan Türklerin, Türkiye’den konut ve iş yeri almaları belli şartlar altında KDV’den istisna tutulmuştur. Böylece yabancılara ve yurt dışında yaşayan Türklere önemli bir KDV ayrıcalığı tanınmıştır.